Cuma, Ağustos 26, 2005

O Sen Ol

Sen be Sen!Sen be sen!

Pazar, Ağustos 21, 2005

japonya

bana hayatım boyunca Zero7 kadar huzur veren iki şey oldu;

1/ 2000 yılı olympos sahili
2/ Lawrance Block - Bernie Rhodenbarr polisiyesi.

iyi günler.

Cumartesi, Ağustos 13, 2005

format ve fenerbahce

adware,spyware ve adlarını bilmediğim nice wareler! ne istiyorsunuz ya benden! bilgisayarın teknik kısmından "windows aç, internete gir, çalış, internetten çık, windows kapat" kadar anlayan birisiyim. nedense hep bu tip aksilikler benim bilgisayarımda oluyor. bıktım.
bir sürü bir şeyler giriyor. norton birşeyler söylüyor. "sileyim" diyor. "bak sonra fena olur" diyor. "sil" diyorum. "silemedim abi kusura bakma" diyor. internet kesiliyor. bir daha geri gelmiyor. arkadaşlarım "service pack" diyor. "ne?" diyorum, bekle sen biz tüm bilgisayar dahileri birleşip bu hafta sonu sana gelir, hallederiz diyorlar. zaman geçip gidiyor. yanında kocaman bir sıkıntı getiriyor. halbuki buzul çağında öyle miydi.
- yemek ver.
- yemek al.
- kavga et.
- kavga etme.
- o kadın benim.
- kavga et.
- yemek ver.

ne kadar güzelmiş. basitlik iyidir.

iki günde bir format atmaktan bıktım. ayrıca bu akşam fenerbahçe de çok kötü oynadı. tekrardan "ne olacak bu fenerin hali" dönemine dönmek istemiyorum.
saygılar.

Çarşamba, Ağustos 10, 2005

bnrp

bugün vakti zamanında kaybedenler kulübünün bir programını kaydettiğim bi kaset buldum. üzerinden yıllar geçmesi nedeniyle eski duyguyu yakalayamadım. bu kötü...

ofiste staj yapan ve daha önce programı hiç dinlememiş birisine dinletmeye çalıştığımda ise verdiği tepki gerçekten ilginçti:

-bu ne? kafası güzel iki adam saçma sapan konuşuyorlar gibi geldi bana.

halbuki o yıllar ne güzeldi. vapurlar filan...

Pazar, Ağustos 07, 2005

5 soruda karakter tahlilleri No:01

-----------------------------------------------------------------------------
bulusacaktik su agacin dibinde.hangi agac oldugunu mu unuttun? yoksa gelmek mi istemedin? belki de ona gittin. gelemedin bana. ayaklarin izin vermedi.ben bekledim ama. hava kararana kadar. sonra dondum eve. yurudum. yurudum. yururken dusundum. park biliyor ben ne kadar bekledim.sorarsan soyler sana.sen gitme ama oraya.o kadar agladim ki ben, o kadar dert yandim ki o cimenlere. kizarlar seni gorunce.
-----------------------------------------------------------------------------

bir kadından bunları duymak;
a) rahatsız edici
b) korkutucu
c) hatırlatıcı (!)
d) çok üzücü
e) hepsi

hepsi desene be hepsi desene!

Cumartesi, Ağustos 06, 2005

ejderha

hani bazen olur ya dışarı çıkmak istersin, nevizade ya da terası olan bir yerlerde takılmak istersin. ama nedense o gün tüm arkadaşlarının ya işi vardır ya da çok yorgundurlar. sende "hayskcmlanetofpuf" diye söylenerek evde oyun oynar, nette takılırsın. o gece kötü geçer. eğlenen insanların sesleri kulaklarındadır...

hani bazen olur ya dışarı çıkmak istemez, bütün günü evde geçirmeyi yeğlersin. nedense o gün telefonun hiç susmaz. herkes bir yerlere çağırır. sanki o gün festival başlamıştır. heryerde bir sürü aktivite vardır ve seni çağıranlar bunları ballandıra ballandıra anlatmaktadır. fakat sen inat etmişsindir. dışarı çıkmayacaksındır. trip yapar "ya abi valla acayip yorgunum, siz takılın" dersin. onlarda üstelemez. akşama doğru "acaba gitsemiydim?" psikozuna girersin. daha sonra bu durum "acaba çıksam mı" ruh haline döner. ikilemde kalır hiç bir yere gidemezsin. o gece kötü geçer. eğlenen insanların sesleri kulaklarındadır...

vakti zamanında akçay sahilinde karşılaştığım eski fenerbahçeli futbolcu nezihi kulağıma eğilip şöyle demişti:

"Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit."

daha sonra bunun "herşey olacağına varır" anlamına geldiğini öğrendim ve hiç şaşırmadım...

hayat tabi ki çok zor...

rambo

"saçma sapan bir şey ya bu. nedir ki. altı üstü merhabalaştık o kadar!"

bunları söylediğinde koltuğa yayılmış bira-çerez yapıyordum. televizyonun altındaki, televizyona bağlı metalik gri makinanın oynattığı film ilgimi çekmişti. sanırım film bir çeşit intikam hikayesiydi. ki o zamana kadar izlediğim en güzel intikam filmi ramboydu.


- güzel filmmiş...

- sadece o kadarcık mı? bu filmin üzerinde hiç mi etkisi olmadı? ben ilk izlediğim zaman iki gün etkisinden çıkamamıştım. bu 6. izleyişim ve hala çok etkileniyorum.

- neden? konusunu ilk 5 izleyişinde anlayamadın mı?

- allah kahretsin seni hakan!... ama dediğim gibi. gerçekten saçma sapan bir şey bu. yani tamam belki merhabalaşmanın dışında öpüşmüş de olabiliriz. tamamen içkinin tesiriyle yemin ederim! bu yüzden benden ayrılıyor inanabiliyor musun?

- gerçekten hiç umrumda değil ya... hiç değil hemde.

-nasıl umrunda değil ya. nasıl değil. en yakın arkadaşını aldatmak üzereyim ve senin umrunda bile değil öyle mi? bu nasıl arkadaşlık ki? size hiç güvenim kalmadı. gerçekten! ve sıkıldım. bu evden, sizden, dinlediklerinizden, okuduklarınızdan, konuştuklarınızdan,yaptığınız yemeklerden, balkondaki çiçeklerden, duvardaki posterlerden, kedilerinizin tüylerinden... herşeyinizden bıktım. şu an neden burdayım onu bile bilmiyorum. o yok sen varsın. ötekisi zaten yok yine sen varsın... nasıl bir hayat ki bu benim yaşadığım? ne yapmaya çalışıyorum ki? hı? hakan?

- kültablasını uzatır mısın?... teşekkürler...

pamukcuce

uzun zaman önce açıp hiç kullanmadığım bu teknoloji harikası şeyi kafa ilk sokan deniz kutlukhan isimli şahsiyettir, kendisi ortamlarda pamukcüce olarak tanınmaktadır. komiktir.

Cuma, Ağustos 05, 2005

TaramaUcu

tarama ucu adı verilen edevatın hayatıma girmesinin üzerinden yaklaşık 7 sene geçti. bu süre zarfında hala olayı tam öğrenememiş olmamın verdiği huzursuzluğu paylaşmak istedim. demin paylaşmak amacıyla eski kız arkadaşımı aradım fakat telefonu açmayınca buraya yazmaya karar verdim. halbuki telefonu açsa hiç buraya bunu yazmak zorunda kalmayacaktım. dünyanın en yaşlı çinlisinin de dediği gibi "hayat bir paket çikolataya benzer, içinden neler çıkacağını asla bilemezsin." ya da ona benzer bir şey.